Hayatımı yazsam roman olur diyenler var. Belki ailesinden şiddet görmüş, belki hiç ailesi olmamış, belki de hayatta en değer verdiği kişiyi kaybetmiş insanlar…

Geçmişte yaşanan üzücü olaylar genellikle insanların mevcut yaşamını etkilemektedir. Eminim ki geçmişindeki izlerden kurtulamayan yüzlerce hatta binlerce insan vardır. Bu durumda nasıl bir yol izlenmelidir? Ben bu konu hakkında onlarca makale yazmış, yüzlerce araştırma yapmış birisi değilim. Fakat bu konu hakkında tecrübeleri olan, hayatında böyle olaylarla karşılaşmış sıradan bir insanım.

Bizler üç kritik dönem ile sürdürürüz hayatımızı. Bunlar geçmişimiz, bulunduğumuz zaman ve geleceğimizdir. Bu dönemler zincirin halkaları gibi bağlıdır birbirine. İnsanın geçmişi şuanda bulunduğu zamanı etkiler ve şuanda yaptıkları ise geleceğini etkiler. Bu yüzden geçmişte yaşadıklarımızın ara sıra hayatımızda anlam bulması gayet doğaldır. Tek yapmamız gereken ise bu yoğun duyguları en aza indirmektir. Jessica Redmerski’nin bir sözü vardır: “Geçmişte yaşarsan ileri gidemezsin. Geleceğini planlamak için çok zaman harcarsan ya kendini geriye itersin ya da hayatın boyunca aynı noktada kalırsın..” Kahraman Tazeoğlu’nun da geçmiş hakkında bir sözü vardır: ”Her şey geçmişte kalıyor ama hiçbir şey geçmiyor.”

O zaman kendimize karşı vefalı olalım ve bir reçete yazalım. Bu reçetede şu sözler yazsın;

“ Geçmişte yaşadıklarının, geleceğini mahvetmesine izin verme ! “

Gerçekten nedir bu sevmek? 

Birisine önem vermek, onun hakkında endişelenmek, onunla gülmek yada onunla yaşamak bütün acıları... Bunlar sadece bir kaç anlamı benim düşündüğüm sevmenin. Peki ya sana göre nedir sevmek? Aşık olmak mı? Yoksa sokakta gördüğümüz üşümüş, masum bir kediye bile göstermiş olduğumuz ilgi mi?

Hepimiz sevdik be... Hemde çok sevdik. Bazılarımız sadece uzaktan sevdi bazılarımız ise hem sevdi hem de sevilmenin nasıl bir duygu olduğunu öğrendi. Bileniniz varsa bana anlatsın sevilmeyi çünkü ben bilmiyorum! Niye şaşırmış gibi bakıyorsun bana arkadaş! Evet, doğru duydun. Ben çok sevdim ama hiç sevilmedim. 

Oturduğum sıradan izledim sadece onu, onun gülüşünü, tavırlarını, neşesini. Yakaladı beni ona bakarken kaç defa ama hep masum bir bakış zannetti. Ne farkına vardı içimde uçuşan kelebeklerin ne de sesini duydu onun ismini haykıran kalbimin. 

Arkadaşlarıma kaç kez kulak misafiri oldum. Sevilmekten bahseden arkadaşlarım. Özenerek izlediğim arkadaşlarım. Keşke onun yerinde ben olsaydım dediğim arkadaşlarım. 

Anlamını bilmediğim bir kelimeden bahsediyor etrafımdaki insanlar. "Sevilmek"... 

Şimdi bunu öğrenmenin tam sırası. Hadi anlat bana, nedir sevilmek?



Kulak ver yapamadıklarının sesine ve yine kulak ver yapmış olduklarının sitemlerine. Tek şerit bir yolculuk bu dönüşü yok pişmanlıkların. Belki bir arkadaşını üzmüş olmanın, belki birisinin kalbini kırmanın...


Yağmur yağıyor düşlerime.
Sığınamıyorum bilinçaltıma.
O kadar yoğun ki düşüncelerim,
Yer kalmadı kendime.